
Alamança örtmenim "İK'da 25 inden sonra kimseyi işe almazlar." dediğinde önce bir panikledim.25'e 3 vardı sonuçta.3 yıl içinde İK'ya girdim, girdim.Giremedim, vay halime.Sonra bir şaşaladım.Bir dakika benim ileride İK'yla bir işim olmayacaktı ki.Nihayetinde 3 kuruşluk kimyager halimle, 25'ine gelmeden içeri girebilmiş, bir takım test teknik bilgisine,vücut dili ve edebiyatına hakim, iyi derecede ingilizce bilen,bilgisayarda office programlarını ortadan hallice kullanabilen, -abilmese de msn'de eşe dosta sorabilen,takım çalışmasına yatkın,kendine güvenen gençlerin önünde patapat ispat şeklinde reklamımı çekecektim.Ama yine panikledim, çünkü önceden niye paniklediğimi şimdi gerçekten anladım.Bir yerlerde yaş haddinden istediği yerlere kabul edilemeyen "genç" ler vardı..
Eve gelip google'a sordum genç nedir diye.Görsellerde karşıma çıkan ilk fotoğraf yukarıda duruyor.Tiksindim genç olmaktan.Bir de uğruna lisede ve üniversitede kendi dilime yabancılaşarak,bilmediğimi yüzüme vuran ülkemin dilinde aratsam ne olacak dedim "young" yazdım.(Küçük bir eleştiri de fena durmaz hani.) O da şu oldu:

Buruk tabi, dilde farklılık kültürde de nelere götürdü bizi.
Bir de opposite'tan bulayım dedim ve yaşlının tersine bakmaya karar verdim.Görsellerde "yaşlı" ve "old" da da iki tane 90lik dede resimleri çıktı.Bu durumda hangi dilde olursa olsun yaşlı aynı resme işaret ederken, gençlik kavramı değişkenlik gösteriyormuş bunu anladım.Ya işte insan yaş aldıkça anlamaya başlıyor demiştim öyle değil mi?Net olarak öyle demedim de, okurun anlamasını isteyerek işaret ettimdi.
Annem geçen"25'e kadar büyüme tamamlanıyormuş,sonra yaşlanmaya başlıyormuş vücut" dedi.İK'cıların bir bildiği varmış demek ki...