19 Kasım 2009 Perşembe

ödev dediler yaptık.


Önümden çekilirsen İstanbul görünecek...

14 Kasım 2009 Cumartesi

Uzatmalarda inecek var!

Bir durumu nasıl uzatabilirsem o kadar uzatıyorum.
Diyelim ki portakal soyacağım; meyvelikteki tüm meyvelerin adlarını söyleyip, sayılarıyla bir sınıflandırma yapıyorum.Portakalların içinden en sertini seçip, kabuklarını hunharca kopartıp hemen portakala ulaşmak yerine, bıçakla ince ince soymaya,kabuğunun da birbirinden ayrılmamasına dikkat ediyorum.

Diyelim ki çorap giyeceğim; önce çekmeceyi açıp tüm çoraplarıma teker teker göz gezdiriyorum, genelde çoraplarım bana ait değil aslında, bunun farkına varıp kimlerden ne zaman aldığımı hatırlıyorum, sonra hava durumunu, giyeceğim iki ayakkabımdan havaya uygun olanını, sonra da kıyafet durumumu düşünerek içlerinden en sevdiğimi seçiyorum.

Diyelim ki ders çalışacağım; bilgisayarımı açıp, ekrana balık balık bakıp, saatlerce neler yapmam gerektiğini birbir sıralayıp, müzik sitelerinden msn.com un ilginç testlerine kadar sabırla vaktimi öldürüp, saatin akşam 11 olmasını bekliyorum. 12de de uykum geldi diyerek yatıyorum.

Uzattıkça çekilmeze kayıyor hayat...Ama nedense bundan garip de bir zevk alıyorum...

12 Kasım 2009 Perşembe

çelişki


düşünebilmek için uyumazken
düşünmekten kaçmak için uykuya sığınmak...

3.


Yorulmadın mı taşımaktan
ya vurmaktan ilk giyişte
kızmaz mısın
seni de alet ediyorum diye
üşüme
üçümüze de yer buldum
düşlerimde..

2.




when you're young

a pair of female high-heeled shoes

just sitting alone in the closet

can fire your bones;

when you're old

it's just a pair of shoes

without anybody in them

and just as well.*



*Shoes,Charles Bukowski